VELİ PANEL PENCEREYİ KAPAT

Çocuklarda Yemek Problemi

Ebeveynlerin bazıları titizliklerinden, bazıları ise "çocu­ğum aç kalır" düşüncesinden dolayı çocuklarına hep kendile­ri yemek yedirirler. Çocuğunuzun eline erken yaşlarda kaşık vermek, ona olan güveninizin ilk adımlarıdır. Duyulan bu gü­ven zamanla çocuğunuzdaki özgüvenin de başlangıcı olabi­lir. Çocuğa 1 yaşından sonra, gerek oyun amaçlı gerekse ye­mek yemek amaçlı kaşık verilebilir. Özellikle de 2 yaşından sonra kendi başına yemek yiyebileceği ortamlar oluşturmak gerekir.

Bu yaklaşım, çocukta özgüveni oluşturduğu gibi kü­çük kas gelişimini destekleyecek çocuğun yemek yeme işle­minden zevk almasını sağlayacaktır. 2 yaşında anne-babanın yemek yeme hususunda seyrek de olsa bazı yardımları olabilir. 3 yaşından itibaren bu sorumluluk tamamen çocuğa verilmeli­dir. Bundan sonrada ebeveyn mükemmeliyetçi bakış açısın­dan sıyrılıp, çocuğun zaman zaman dağınık yemek yemesini göze almalıdır ki çocuk, yemek yeme sorumluluğunu üstlen­mekten kaçınmasın.'

Sen Yemezsen Kardeşin Yer!

Çocuğun karnını doyurmak uğruna çok masumane söy­lenmiş bu cümlecik, beraberinde birçok sorunu getirir. Çocu­ğunun yemek yeme problemi olduğunu düşünen hemen her anne, çocuğu özendirmek amaçlı bu ve benzeri cümleleri sarf eder. Günümüzde görülen birçok şişmanlık probleminin kökeninde bu cümle yatmaktadır. Şişmanlık bu tarz cümlele­rin görünebilen zararıdır. Bunun dışında yaşanması en muh­temel sorun, kardeşler arası kıskançlık ve rekabet sorunudur. Bu tarz yaklaşımlar sonucu, çocuklar genellikle yükselmek için kardeşlerini ve kendilerine rakip sunulan kim ise o bireyi çı­ta olarak kullanırlar. Bu kıskançlık çocuğu yıpratır. Ayrıca çocuk başarı olgusunu kardeşine bağlar, bu da çocuğun kişilik geli­şimini ve güven duygusunu zedeler. Bütün bu sorunların teme­linde aynı cümleciği görmemiz mümkün. Bu sebeple motive amaçlı bile olsa kardeşleri birbirlerine rakip göstermemeliyiz.

Çocuğum Yemek Seçiyor

Çocuğun yemek seçme davranışı, gerek yetişkinler ve gerekse çocuklar için ciddi bir sorundur. Bu sorunun ço­cuklarda var olmasının en büyük nedeni çevrelerindeki ye­tişkinlerdir.   Çocuklar,   gözlemleyerek  öğrenirler.   Yemek seçme davranışını modelleyen çocuklar, aynı davranışı be­nimser ve zamanla da bunu kalıplaşmış davranışa dönüş­türürler. Bu modellemeyi yapmak için yemek seçen kişinin evden biri olması gerekmez. Çocuk herhangi birini, herhan­gi bir yiyeceği reddederken görmüşse, bu reddedişi be­nimseyebilir. Tabii her yemek seçen çocuk birilerini modellemiştir, denemez. Çocuğun damak lezzeti herhangi bir ye­meği istemezse ve ebeveyn çocuğun o yemeğe olan isteksi, ligine onay verirse de yemek seçme davranışı başlaya­bilir Yine o yemekle ilgili yaşadığı negatif deneyim de ço­cuğu yemek seçmeye itebilir. Sebep ne olursa olsun, çö­züm; çocuğu seçtiği yemeğe karşı zorlamak olmamalıdır. Ebeveynler tarafından yapılan en yaygın hata çocuğu teh­dit ederek (yemezsen hemen uyursun veya yemezsen sokağa çıkamazsın gi­bi) sevmediği yemeği yedirmeleridir. Çocuk zaten o yeme­ğe karşı negatif duygular beslediği için yemeği yemiyordur, tehditler ile çocuklardaki bu negatif duygular artırılmakta­dır. Ayrıca çocuk sevmediği bir yemeği zaten çok fazla yi­yemez. Bu konuda da empati yapılmalı ve anlayış gösteril­melidir. Öyleyse ne yapmalıdır?

1)Çocuğa alternatif sunmalısınız. Şöyle ki; şayet siz "her yemeği yemelisin" diyorsanız, ne kadar ve nasıl yiyeceğine de çocuk karar vermelidir. Örneğin; çocuğunuzun ıspanak yemesini istiyorsunuz. Çocuğunuzun önüne farklı ebatlarda

kaşıklar koyun (çay kaşığından servis kaşığına kadar farklı büyüklükte). Çocuk isterse yarım çay kaşığı yer. isterse üç yemek kaşığı yer. Tercih ona ait olmalıdır.

2)  Unutmayın ki; başlangıçtaki amacınız o yemekten be­denen istifade etmesi değildir. Seçtiği yemeğe karşı yeme davranışı kazanmasıdır. Bu sebeple de az demeksizin en
ufak bir girişim onura edilmelidir.

3)  Bunun dışında sevdiği yemekler, sevmediği yemeğin tadına baktıktan sonra ödül olarak verilebilir.

4)  Ayrıca çocuğunuzla alışverişe çıkarak sevimli desen­lerde tabaklar alabilir ve seçtiği yemekleri yediği takdirde bu tabağı kullanabileceğini söyleyebilirsiniz.

5)  Veya oyunlar ile yemekler çocuklara sevdirilebilir.

Sağlıksız büyüyen bu çocukları bu davranışlarından vazgeçirebilmek içip; bu isteklerine cevap verme işlemini gitgide azaltmalıyız ve zamanla da tamamen ortadan kaldırmalıyız. Bunun dışında ailenin birlikte olabildiği hemen her sofrada, çocuğun beğenerek yediği bir yemeğin bulunması istifadeli olabilir. Ayrıca yemek sofrasında tartışmaların olmamasına ve ortamın eğlenceli olmasına dikkat edildiği takdirde çocuk za­manla ayakta atıştırmak yerine ailesi ile birlikte sofraya otur­mayı tercih edecektir.

Çocuğa Zorla Yemek Yedirilmez

Sizin çocuğunuz da hiç acıkmıyor mu? Tabağı alıp arka­sından koşturuyor musunuz? "Akşama kadar aç bıraksam, bana mısın demiyor" diyen annelerden misiniz?

Öncelikle çocukların gerçekten acıkıp acıkmadıklarını sorgulayalım. Gerçekten acıkmayan çocuk olur mu? Elbette ki olmaz. Ancak her bireyin olduğu gibi çocuğun da bir mide kapasitesi ve tokluk süresi vardır. Bu süre beklenilmeden ya­ni çocuk acıkmadan, çocuğun yemek yemesi istenirse; ço­cuk yemekten uzaklaşır. Gelin bu konuda empati yapalım. Kendinizi çok tok hissediyorsunuz ve size bir tabak yemeği

yemek zorunda olduğunuz söyleniyor. O an, o bir tabak ye­mek koca bir tencere gibi görünür gözünüze. Yedikçe mide­niz bulanır. Çocukların da yaşadığı genellikle bundan farklı değildir. Bırakın, çocuklar da acıkma duygusunu yaşasınlar. Ancak o zaman yemek yemenin zevkine varabilirler. Yemek yemekten haz alan çocuk, zamanla yemeğe karşı pozitif şart­lanır. Özellikle de son yıllarda yapılan en büyük hata daha be­beklikten itibaren çocuğa sık aralıklarla verilen gıdalardır. Bu­rada hata, olan çocuğa acıkma imkanı tanımamaktır. Çocuk daha acıkmadan diğer bir yemek geliyor. Onun etkisi geçme­den diğer bir yemek de arkasından. Çocuk bu şekilde acık­ma duygusunu yaşayamadığında yemek yemenin bir ihtiyaç ve zevk olabileceğini tam olarak anlayamıyor. Tabii bir zaman sonra çocuk tabak bile görünce ağlamaya başlıyor. Bu du­rumda da, yemeğe karşı antipati oluşmasının sebebi, ebe­veyn olmuş oluyor.

Çocuğum, Çok Fazla Yemek Yiyor

 Birçok annenin şikayeti; çocuklarının iştahsızlığı üzerine­dir ve genellikle çocuğa nasıl yemek yedirilebileceğinin izah­ları vardır. Oysa, çocukları fazla yemek yediği için kaygılanan ebeveynleri unutmamak gerekir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; "fazla" kavramı ebeveyne göre değil, çocuğa ve çocuğun doktorundan alınan bilgilere göre şekillenmelidir. Yemek ye­mek istemeyen çocuklarda olduğu gibi fazla yemek yemeyi arzu eden çocukların da ebeveynleri öncelikle kendi özeleş­tirilerini yapmalıdır. Acaba sorun olmadığı halde kendi bakış açılarına göre mi çocuklarının fazla yemek yediklerini düşü­nüyorlar? Bu noktada her çocuğun ayrı bir doyma noktasının olduğu unutulmamalıdır. Bu sorunu yaşayan ebeveynler, ön­ce çocuklarının doktoru ile görüşmeli, sonrasında doktorun onayı olursa bir diyetistiyenle ile bağlantıya geçmelidirler. Bü­tün bu aşamalardan önce; çocuğun içinde bulunduğu duru­mu değiştirmek istemesi gerekmektedir. Yani çocuk az ye­mek yeme arzusunda olmalıdır. Sadece ebeveynin kararı, işe yaramayabilir. İsterseniz fazla yemek yiyen çocuklar için ne­ler yapılabileceğini maddeleyerek açıklamaya çalışalım:

a)  Çocuğunuz henüz çok küçükse, yani kendini ifade edemiyorsa, doktoru ile görüşüldükten sonra çocuğun yemek yeme davranışını ebeveyn engellemelidir. Tabii bu, çocuğun elindeki yiyecekleri elinden alarak değil, yiyecekleri görmesi­ni engelleyerek yapılmalıdır.

b)  Çocuğunuz kendini ifade edebiliyorsa, bir de ergenli­ğe yaklaşmışsa, mutlaka onun bu durumu kabul etmesi sağ­lanmalıdır. Şayet çocuk durumunu değiştirmek istemezse ebeveynin çabaları sonuç vermez.

c)  Çocuğun niçin fazla yemek yediği araştırılmalıdır. Se­bep fizyolojik ise çocuk doktorundan, psikolojik ise bir peda­gog veya psikologdan yardım istenmelidir.

d)  Ebeveyn kendi kafasına göre çocuğun yemek yemesi­ne müdahale etmemelidir. Çünkü her çocuğun yapısı farklı­dır. Bu sebeple bir diyet uzmanı ile görüşüp kontrollü engel­leme yapılmalıdır.

e)  Hızlı sonuç almayı beklemek, hem ebeveyn ve hem de çocuk için çok sağlıklı değildir. Yavaş ve istikrarlı adım atma­yı tercih etmek gerekir.

(Y.Y.Aktosun’un “Problem Çocuk mu” adlı kitabından alınmıştır),

08.02.2016